:.::.MEKAN BURASI:.:.:GençLik MEkanı

GENÇLİK MEKANI
 
AnasayfaSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Beşijktaşın Tarihçesi

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
sezer_06

avatar

Mesaj Sayısı : 84
Kayıt tarihi : 20/06/08

MesajKonu: Beşijktaşın Tarihçesi   C.tesi Haz. 21, 2008 12:25 pm

[color=red][b]Beşiktaş Tarihçesi

Sarayın baskıları 1900 başlarıydı. Spor, hele futbol Osmanlı Devleti için henüz tam anlamıyla önem kazanmamıştı. Güreş başta olmak üzere okçuluk, binicilik gibi klasik ve geleneksel dalların dışında askeri okullarda kılıç (eskrim) jimnastik ön plandaydı. Ancak spor programlı biçimde ele alınmıyordu. Sporun temel oluşuma sahip olması, kulüp lerin kurulması ve faaliyete geçmesi de siyasal nedenlerle mümkün değildi. Saray, her türlü toplantı ve gösterinin ya sağını uyguluyor ve özetle gençler spor yapmak imkanın dan mahrum kalıyordu. Yasak ve baskılara karşın gençler yine bir araya gelecek, yabancı ve azınlıklara tanınan serbestliğe ulaşmak çabası içi ne gireceklerdi. Yasak ve baskı dinlemeyen ler îstanbul'un çeşitli semtle rinde birleşmeye başlamışlar dı. Spor sevdalısı Beşiktaş'ın ilk öncüleri 1900 başlarında harekete geçecekti. 1902 yılının Kasım ayında semt gençleri Serencebey'de bir araya gelmiş ve kulüp kur maya karar vermişlerdi. 26 genç 1903 yılmın Mart ayında bu amacı gerçekleştirecekti. Beşiktaş doğuyor Serencebey Osman Paşa konağı işte böylesi ne bir ortamda "Kara Kartal"ın doğuşuna tanık ola caktı. Medine Muhafızı ve Şeyhülharem Osman Paşa'nın iki oğlu Hüseyin Bereket ile Mehmet Şamil Efendi de bu temele harç koyan "Beşiktaş"lıy dı. Ahmet ve Mehmet Ali Fetgeri, Nazım Nazif Bey, Behçet, Haydar, Şevket Cenani, Mah mut Naci, Cami Baykurt ve Şerafettin Bey'in atılımına, ilerki dönemde diğer isimler de katılacaktı. Kimler yoktu ki, Kartal'ın kanatlarında? İlk şehit pilotumuz Fethi Bey, Trakya bağımsızlığının önderlerinden Fuat Balkan, Refik Bey, Mazhar Kazancı, Ziyaeddin Karamürsel, Beyoğlu Mutasarrıfı Muhittin Paşa (Akyüz) ve diğer paşalar yani Şükrü Paşa, Müşir Fuat Paşa, Kılıç Ali ve Ahmet Paşa... Osmanlı Devleti'nin önem 11 bürokratlarından Osman Paşa'nın, öncülere idmanlar için tahsis ettiği konağı, çok sayıda spor dalının bir arada uygulandığı ilk spor merkezi olarak nitelemek mümkündü. Osmanlı tmparatorluğu'nun daha önceki dönemlerinde çeşitli kentlerde görülen "Spor Tekke"leri çalışmaları, Osman Paşa konağında bu kez daha çağdaş ama gayriresmi olarak uygulanıyordu. Öncelik verilen dallar güreş ve barfiks içeren jimnastikti. Ayrıca halter ve boks da ele alınıyordu. Sporla böylesine içiçe olmak giderek semt genç lerini Osman Paşa Kona ğı'ndaki kulübe çekecekti. Kartal sorgulanıyor Halkın ilgisi arttık ça kulübün çalışmaları daha bir ağırlık kazanıyor ve artık bir yönetmelik çerçevesinde üstelik planlı-programh çalışma mecburiyeti ortaya çıkı yordu. Artık bir "nizamname" hazırlanması şart olmuştu. îlk satırlara Medine Muhafızı ve Şeyhülharem Osman Paşa'nfn oğulları başlayacak ve diğer üyeler de devam edecekti. Türkiye'nin en saygın, en büyük kulüplerinden biri Osmanlı döneminde doğuyordu. Reis Mehmet Şamil Osman Bey olmuştu. Hüseyin Bereket Bey Umumi Katip (genel sekreter) görevini omuzlamıştı. Diğer üyeler de spor hocaları olarak gençleri yetiştirecekti. Bu anlayış Fenerbahçe ve Galatasaray ile daha sonra doğan diğer Türk kulüplerinde de vardı. Ama Beşiktaş bu anlayışı dallara bölerek ve her birinin başına döneminin en yete nekli hocalarını getirerek başlatmıştı. Beşiktaş karakolda Osman Paşa konağında gençlerin çalışması "acaba spor adı altında başka emel peşinde mi koşuyorlar?" sorusunu gündeme getirdi ve bir gece baskın yapılarak sporcular karakola cekildi Güreşin başındaki Ahmet Fetgeri, kısa zamanda gençleri bir araya getirmişti. Mehmet Ali Fetgeri ise jimnastik dalından sorumluydu. Nazım Bey de gülle ve hal terle meşgul oluyordu. Ne var ki, Osman Paşa konağının gençlerle dolup boşalması dönemin baskı yönetimi için hayli dikkat çekici olacaktı. Gençler, konakta spor çalışmalan adı altında acaba başka emeller peşinde mi koşuyordu? Yıldız Sarayı'nın gözü Beşiktaş'ın üzerindeydi. Saray her hareketi dikkatle izliyor ve durumu kontrol ediyordu. Ön ce Beşiktaş'ın saraya mensup kişilerine "usulüne uygun" biçimde telkinde bulunulmuş ve onlardan bu sevdadan vazgeçmeleri istenmişti. Beşiktaş'lılar bu uyanları dikkate almamışlar ve çalış malarına daha bir istek ve gayretle devam etmişlerdi. Bir cuma günü, beklenen baskın gerçekleşecek ve sporcular idman sonrası dogruca Hasan Paşa Karakolu'na çekilecekti. Sorgu üstüne sorgu yapılarak soruşturma dosyası tamamlanacaktı. Daha önce söylediğimiz gibi, Beşiktaş'lılar saraylıların kulübüydü. Paşazadeler de burada idman yapıyordu. Dolayısıyla onlar, saray mensubu diğer aile fertleri ve babalan üzerinde etkili olacaklardı. Hasan Paşa Karakolu'nun soruşturmasını rafa kaldırtan kişi saray üzerinde son derece etkisi olan Seryaver Mehmet Paşa idi. Onun karşı çıkması ile Beşiktaşlı gençler, büyük ceza almaktan kurtulmuşlardı. Padisah nasıl ikna edildi? Seryaver Mehmet Paşa Beşiktaşlı gençleri büyük ceza almaktan kurtarmıştı ve Padişah'ı bu çalışmaların saraya karşı olmadığını aksine gençleri siyasetin dışana çektiğini açıklayarak yumuşatmıştı Hasan Paşa Karakolu'nun soruşturmasını rafa kaldırtan kişi saray üzerinde son derece etkisi olan Seryaver Mehmet Paşa idi. Onun karşı çıkması ile Beşiktaşlı gençler, büyük ceza almaktan kurtulmuşlardı. Mehmet Paşa ile diğer etkin kişiler, kulüp adının tesbiti üzerinde durmuşlar ve sonun da "Beşiktaş Tferbiye-i Bedeni ye" adında birleşmişlerdi. Kuşçubaşı devrede Saray Kuşçubaşısı Behçet Bey de devreye girmiş ve gençlerin spor faaliyetleri ile toplu ma faydalı olacaklannı üst kademeye ifade etıpişti. Behçet Bey"in saray çevresi üzerinde etkisi fazlaydı ve padişaha da sporun toplum sağlığı açısından taşıdığı önemi anlatmıştı. Bu çalışmaların saraya karşı olmayacağı, aksine genç lerin siyasetin dışında kalarak, enerjilerini olumlu yönde geliştirecekleri düşüncesi ikna edici olmuştu. Sarayın yumuşak ve olumlu bakışından cesaret alan önemli mevkiilerdeki diğer ki şiler de spor faaliyetlerinin içinde olmaya başlamıştı. Muallim Refik Bey dönemin en büyük eskrimcilerin den biriydi. Kenan Bey ise Abdülhamit'in özel muhafızlığı görevini üstlenmişti. Bu isimlere Şeref Bey'den sonra ilginç bir isim daha katı lacaktı: Hasan Paşa Karakolu Komiseri. 1903 yılında Ytalya'dan gelen eskrimciler sarayda padişahın huzurunda bir gösteri yapmışlardı. Yıldız Sarayı'ndaki bu gösteride iki Beşiktaş'lı padişah tarafından tebrik edilecekti. Bu iki Beşiktaş'lı eskrimci Fuat Bey (Balkan) ile Refik Bey'di. (1903) Beşiktaş'li eskrimcilerin Ytalyan sporcular karşısında galip gelmeleri hem sarayı hem de kulüp mensup larını memnun etmişti. Saray, Beşiktaş'lıların Terbiye-i Bedeniye Kulübü'ne artık başka gözle bakıyordu. İsim tescil işlemi Meşrutiyet'in ilanı, Beşiktaş için de yeni ufuklar demekti. 3 Agustos'ta Cemiyetler ka nunu yeni bir görünüm kazanınca, Beşiktaş'lılarda tescil işlemine girişmişti. Kulübün resmi tescil işlem leri hazırlanırken, yeni isim de tesbit edilmişti: "Beşiktaş Jimnastik Kulübü" Fuat Balkan ve Hüseyin Hüsnü Beyler Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nün nizamnamesini, Mazhar Kazancı Bey dilekçesini imzaladılar. Kartal yuvasında Dilekçe Beyoğlu Mutasarrıflığı'nın Cemiyetler Defteri'nin 468'inci sayfasına 26 Ocak 1910 tarih ve 1760 numara ile kaydedilmiş ve 185 sayılı tescil belgesi ile tasdik edilmişti. Kuruluşu böylece resmiyet kazanmış olan Beşiktaş Kulübü Akaretler Şair Nedim Caddesi'ndeki Sulh Mahkemesi binasında bir süre faaliyet gösteriyor, daha sonra Akaretler'deki 84 numaralı binaya taşınıyordu. Bu binanın arkasındaki alan 600 altın harcanarak spor yapmaya elverişli hale getirilmişti. Cemiyetler kanununa göre resmiyet kazanan kulübün seçilen ilk yönetim ku rulu Şükrü Paşa'nın başkanlığında şu kişilerden oluşmuştu : Ziyaeddin Karamürsel, Şevket Cenani, Ahmet Paşa, Mazhar Kazancı, Fuat Balkan, Ahmet Fetgeri, Hüseyin Hüsnü. Kuruluş amacı Kulübün kuruluş amacı ilk nizamnamenin birinci maddesinde şöyle ifade edil mişti: "Bir çöküş ve düşüş dönemine giren soylu neslimizin yok olma ması için, lüzumu açık ve besbelli olan beden egitimi nin medeni ülkelerce kabul edilen akla ve fenne uygun usullerin uygulanmasıyla Avrüpa'da atalar sözü hali ne getirilen Tıirk kuvvetini yeniden dirilt mektir." Futbol aşkı alevleniyor Beşiktaş Kulübü'ne futbolun girmesi ise 1910'lu yıllarda mümkün olabilmişti. 8 kişilik yönetim kuruluna ek olarak kulübün sportif çalışmalarını yönlendiren uzmanlar kurulu olarak tanımlayabilecegimiz bir de öğretmenler kurulu teşkil edilmişti. Çalışmalar futbolun dışında yogun bir şekilde devam ederken, gençlerin giderek bu spor dalının cazibesine kapıldığı görülecekti. Cazibe bir "alev"le yayılmıştı. Taşkışla'daki yangının alevlerini Valideçeşme'den gören gençler, o yöne giderken futbol oynayan Ingilizleri görmüşlerdi. Taşkışla'yı saran ateş söndürülmüş ve alevler durulmuştu. Ama futbol alevi Beşiktaş' ı sarmış ve kulübe topun ateşi düşmüştü. Söndürmek mümkün değil di bu ateşi ve yayıldıkça yayılı yordu. Topun çekiciliğine kendini kaptıran gençlerden Katip Tevfik daha da ileri gitmiş ve Yngilizler'in uzun vuruşu ile kulüp alanına düşen topu kapıp kaçmıştı. İlk toplarını çaldılar Artık onların da bir topu vardı ve sıra oynamaya gel mişti. Top Valideçeşme'deki Refik Osman Bey'in bahçesine saklanıp emniyet altına alın mıştı. Beşiktaş'lı gençlerin ilk futbol topu buydu ve tabi ki, güvenle korunmalıydı. Bu arada semtin diğer genç leri aralannda kurdukları kar ma takımlarla Kağıthane , Kadıköy sahalarında maçlar ya pıyorlardı. Beşiktaş'taki bazı gençler de aralarında "Harika", "Barika", ve "Kuvvet" adlarynda ta kımlar oluşturmuşlardı. Kaynak giderek büyüyordu. Bu arada semtte daha önce kurulmuş bulunan Valideçeşmesi ve Basiret takımlan da sempati toplamaya başlayacaktı. Aralarında bulunan ve Şeref Bey olarak anılan Ahmet Şerafettin, Valideçeşme takımının kurucusuydu. Bu takımda yine çevrenin önde gelen isimleri olan Asım, Şair Kazım, Selahattin, Dr. Mehmet, Askeri Hakim Hakkı, Alaattin ve Şeref Beyler oynuyordu. Beşiktaş çığ gibi. ŞerefBey'in başkanlığında 1911'de Basiret yöneticileri Futbol Şubesi'ni kurdular. Büyük Beşiktaşlı Şeref'in de gelişiyle Karakartal ilk futbol kadrosunun temelini attı Şeref Bey'in içinde filizlenen büyük ideal giderek paylaşılmaya başlanmıştı. Beşiktaş semtinde dogan bu futbol potansiyelini Beşiktaş Kulübü bünyesinde birleştirmek, Beşiktaş'ı, Galatasaray, Fenerbahçe, Altınordu idman yurdu takımları ile mücadeleye sokmak isteği artmıştı. Çünkü futbol Galatasaray ile 1905 Fe nerbahçe'de 1907'de gerekli temele kavuşmuştu... Böylece Şeref Bey Başkanı bulundugu Valideçeşme' nin yanısıra Basiret'in yöneticileri ni de ikna ederek, futbol şubesini kurup canlandırmak amacıyla Beşiktaş Kulübü'ne katıldıklarynda yıl 1911'di. Beşiktaş genel spor kavramları ile oluşan kulüp anlayışına gerekli bir branşı dahil etmişti. Büyük Beşiktaş'lı Şeref'in gelişi ve bu iki kulübün katılışı ile Kartal, ilk futbol kadrosunu kuruyordu: "Resul - Rıdvan Behzat -Dr. Sabri -Şair Kazım, Balta limanlı Sadi - Dr.Mehmet, Asım , Şeref ,Dr.Ali, Fahri" Bu takımın ilk malzemeleri bağış yoluyla, kulübe sempati duyan îpekçi thsan tarafından sağlanmıştı. Futbol kadrosu kısa zaman da hızla genişlemiş ardı ardına ikinci ve üçüncü takımlar ku rulmuştu. Çalışmalar, Akaretler'deki binanın arkasında aralıksız sürdürülüyordu. Futbol, uygulanışı, katılım oranı ve seyir çokluğu ile birdenbire öteki dalların önüne geçecekti. Şeref'in yön vermesiyle bu başarı kazanılmıştı. Şeref'in kaptanlığı altında kurulan kadroda ise şu futbolcular vardı: "Şeref, Refik Osman Top, Nazmi Öktem, Adil Bey, Hüs nü, Andon, Haluk Orhan, Ma nuk Bey'ler, Nuri Akkuş" Ancak bu ilerleme diğer dallary huzursuz edecek ve Şeref Bey üç yıllık emeginin sonun da kulüpten ayrılacaktı. Onunla birlikte kendisini seven bazı futbolcular Şişli'de ki Sebat Kulübü'ne gitmişlerdi. Eski Beşiktaş'lılardan kurulu kulüp, Beşiktaş'a karşı oynadığı maçı 3-2 kazanmış ama bu sonuç küskünlügün ortadan kalkmasına neden olmuştu. Şeref Bey, zaten kalben bağlı olduğu yuvasına dönmüştü. Duraklama devri Brinci Dünya Savaşı'nın çıkmasıyla Beşiktaş faaliyetlerine bir süre ara veriyordu. Spor araçlannı bırakıp, silahlannı almıştı ellerine Beşiktaş'lı sporcular... Önce Şeref Bey yedeksubay olarak Romanya'ya vatan görevine gitmişti. Diğerleri formalarını çıkarıp üniformalannı giyecek ve çeşitli vatan topraklarmda savaşacaktı. Dönenlerin bir bölümü gazi olmuştu. tlk takım tam 8 oyuncusunu bu ülke için şehit vermişti. Onlar sadece Beşiktaş'ın değil ülkenin yüreğinde yaşamaya devam edeceklerdi . Savaş döneminde futbol çalışmalary yok denecek kadar az olmuş ve kulüp bir ara Köyiçi'nde Rus Kilisesi karşı sındaki geniş salonlu binaya taşınmıştı. Tahlihsizlikler ardı ardına geliyordu. 1918'de Mondros Mütakeresi döneminde ise kulübün, işbirlikçi talancılar tarafından yağma edilmesi ile o güne kadar kazanılan şilt, kupa ve madalyalar da bu soygun da yok olmuştu. Ama gidenlerin yerine, ye nilerini alabilecek kadar güçlü ve inançlıydı Beşiktaşlılar... Mütakere ile birlikte geri dönen Şeref Bey, hemen hemen her yönüyle zayıflayan Beşiktaş'ı yeniden ele alıyor ve dağılan futbolculann bir kısmını da toplayıp, yeni oyuncular bularak yeni takımı oluşturuyordu. Forma rengine kara gün lerin asla unutulmaması açı sından "Siyah" geliyor ve ay dınlık günlerin sembolü "Beyaz"la birleşiyordu. Ve Beşiktaş ligde 1919 yılında lige katılan Karakartal 1921-22 sezonunda şampiyonlukla tanıştı. Siyah-Beyazlılar, oynadıklan 14 maçta Hiç yenilgi almadan 10 galibiyet, 4 beraberlikle zirveye çıkmıştı 1919 yılına kadar lig maçlanna katılmamıştı. Bu tarihte Cuma Ligi, Pazar Ligi vardı. Bunların yanısıra Şeref Bey de "İstanbul Türk Idman Birligi"ni ve buna bağlı olarak Istanbul Türk idman Birligi Ligi'ni kurmuştu. Beşiktaş ilk şampiyonluğunu bu ligde alacaktı (1919). Bunu, ertesi yılın şampiyonlu?u takip ediyordu (1920). 1920'nin Pazar Ligi'nde azınlık takımları vardı ve iki Türk takımı yani İttihatspor ile Beşiktaş bu Pazar Ligi olarak adlandırılan düzenlemeye katılmıştı. Pera (daha sonraki Beyogluspor) ligin en güçlü takımıydı. Mütareke döneminin Pazar Ligi'nde azınlıkların ve yabancıların oluşturduğu Strugles, Makabi, Pera, Dork, Aris, Enosis, Stella, Mayak bu ligde oynamıştı. Takımlarda çok sayıda yabancı uyruklu futbolcu bulunuyor ve Beşiktaş'ın Türk futbolcuları ile bu ligde mücadelesi bu yönden başka bir anlam taşıyordu. Fırtına takım Döneminde diğer Türk takımlarmı zaman zaman yenen Pera ve diğerlerine ilk dersi veren İttihatspor olmuş ve şampiyonluğu kazanmıştı. Beşiktaş ise İttihatspor'a yenilip, Pera ile berabere kalarak ilk sınavını başarı ile vermişti.İttihatspor ile Beşiktaş ligin ilk sırasını almıştı. 1921-1922 sezonunda Beiktaş şampiyonlukla tanışmıştı. Siyah-Beyazlılar oynadık ları 14 maçta hiç yenilmemiş ve 10 galibiyet, 4 beraberlikle zirveye çıkmıştı. Zirvedeki Kartal'ın kadro su şu isimlerden meydana gel mişti: Haki - B.Tevfik, Şahap, Re fik Osman, Canip, Cevat, Ke mal - Şükrü, Arif, Mustafa Kemal, Edip - Faik, Fercani, Rüştü.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Beşijktaşın Tarihçesi
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
:.::.MEKAN BURASI:.:.:GençLik MEkanı :: FUTBOL :: BEŞİKTAŞ-
Buraya geçin: